HaFıZLaR.CoM - KuRaN-ı KeRiM BeKÇiLeRi - HaFıZLaRıN BuLuŞmA NoKTaSı
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
HaFıZLaR.CoM FaCeBooK
İslami Bilgiler











Peygamberler Tarihi
Peygamberler
Rüya Tabirleri
Ey Aşık-ı Sadık
İslam
Ey âşık-ı sâdık,

…Mahzun olma, Allah bizimle beraberdir… [Tevbe, 40]

Belâ-yı mâsivâya mübtelâyım, yâ Resûlallah,

Zebûn-ı pençe-i nefs ü hevâyım, yâ Resûlallah.


Ey dertli zamanımda canımın rahatı!


Ey yoksulluk çağında ruhumun hazinesi olan Allahım!

Bugün bize gelen bu hoş koku, Hakk'ın sırlarının hareminden esip geliyor. Daha yeni 900 metre yükseklikteki Sevr dağından indik. Ki o küçücük mağara yeryüzünde Efendimiz'in dokunduğu bir taşa dokunma ihtimalinizin en yüksek olduğu yerdi. Her taşı öpülse haktır, ağlayarak yüz sürsek müstehak…



26 Safer’de başladığımız Hicret yolculuğuna devam ediyoruz…


Malumaliniz Sevr Mağrası’nda Efendimiz ve arkadaşı üç gün üç gece kaldılar. O üç gün sadece emniyet için bir bekleyiş değildi. Orada öncü ümmet, inşa ediliyordu. Altın Silsile oluşturuluyordu. O mağarada sevgi atmosferi öylesine yoğunlaşmıştı ki kıyamete kadar çağları kuşatmaya yetecek kıvamdaydı. Orada bir gönül medeniyeti kuruluyordu. Arzın üzerine asırlara ulaşacak, nice gönülleri mamur edecek bir muhabbet pınarı fışkırıyordu.


Ey Sevr, Ey hicretin ilk durağı! Sen hangi sırlara sahnesin ve ey zaman sen hangi sırlara şahitsin kimbilir...


Hicret bir fıtrat kanunudur ve hayatı inişiyle yokuşuyla, acısıyla tatlısıyla kabullenmek ve bunalıma girmeden yaşamayı başarmaktır. Hicret, bütün peygamberlerin ve insanlığın kaderinde vardır. Bunu başaran insan karşılaştığı bütün olumsuzluklara rağmen dünyanın neresinde olursa olsun sıfırdan başlamayı ve başarılı olmayı bilir. Çünkü hicret bunun eğitimidir. Oysa biz uzun zamandır içimizdeki hicret bağını kopardık. Hoyratça ezmek istedik onu. Bu dünyaya yerleşmek gayemiz oldu. Peşine düştükçe dünya kaçtı ve bizi reddetti. Ülkemizde, evimizde hicret hayatı değil, esir hayatı yaşıyoruz. Ve çağda isimsiz, renksiz, çizgisiz, şahsiyetsiz, misafirleriz şimdi...


Ey benim canım; Sen, benim Halil'imsin! Bütün dünya ateşlerle dolu; Halil (a.s.) olmadıkça, ateş, gül bahçesi olamaz! Sen, güzellik Yusufusun! Halkın gözleri bağlı; hakikati görmüyorlar! Onların gözleri, Kenan'ın ihtiyarı Yakup(a.s.)'ın gözleri gibi, seninle açılır; lütf edip gel de, gözlerini aç! Sen, Mustafa(s.a.v.)'in nurusun! Gönül Kabesi putlarla dolu; lütf edip gel de, Rahman'ın evinden putları dışarı at gitsin! [Hz. Pir Mevlana]


Şefaât kıl, meded, yoksa o rütbe çok günâhım kim,

Ne rütbe yansam ol rütbe sezâyım, yâ Resûlallah.


Teşrifi ile müşerref olduğumuz şehr-i mevlid-i nebi ol rebiülevvel sair zamanlardan daha fazla salat ü selam getirelim de ruhlarımız ruh-u Resulullah ile aşina olsun, Mevlam kalbî irtibâtımızı dâim kılsın! O’nun sünnetini, hayatımızın merkezi eylesin! Habîbi hürmetine bizleri af ve merhametine nâil kılsın…


Muhabbet-i Ehli beyt-i Mustafa üzerlerimize sâyebân,
Vakt-i şerif, Aleme bayram olan Cuma,
ömür ve şahsiyetlerimiz, ahir ve akibet,
zahir ve batınlarımız hayrola, aşk ola, aşk ile dola,
Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola erenler...

Not: Alıntıdır.


Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Oy verebilmek için lütfen üye olun ya da üye girişi yapın.

Henüz bir oylama yapılmamış.